Yargıtay Ceza Genel Kurulu: Bölge Adliye Mahkemesinin Kanuni Dayanak Olmaksızın Verdiği Bozma Kararı Hükümsüzdür.
Bölge Adliye Mahkemesi Kanuni Dayanak Olmadan Bozma Kararı Veremez
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 30.04.2025 tarihli, 2024/490 E. ve 2025/197 K. sayılı kararıyla, Bölge Adliye Mahkemesi ceza dairelerinin kanunda açıkça öngörülen hâller dışında ilk derece mahkemesi kararını bozamayacağına karar verdi.
Ceza Genel Kurulu, kanuni dayanağı bulunmayan Bölge Adliye Mahkemesi bozma kararının ve bu karara dayanılarak ilk derece mahkemesince verilen kararın “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul” olması nedeniyle hükümsüz sayılması gerektiğini kabul etti.
Karar, özellikle istinaf incelemesinin sınırları, Bölge Adliye Mahkemelerinin bozma yetkisi ve sanığın temyiz hakkı bakımından önem taşımaktadır.
Somut Olayda Ne Olmuştur?
Somut olayda sanık hakkında konut dokunulmazlığının ihlali ve silahla tehdit suçlarından mahkûmiyet hükümleri kurulmuştur.
Olayda sanığın gece saatlerinde bir öğrenci yurduna pencereden girdiği, mağdurlardan para ve cep telefonlarını istediği, elindeki tığı göstererek bağırmaları hâlinde gözlerine sokacağını ve kendilerini öldüreceğini söylediği, mağdurların odadan çıkmasına izin vermediği ve yaklaşık iki saat odada kaldığı anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesinin kararının istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi, sanığın eylemlerinin nitelikli yağmaya teşebbüs ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını oluşturduğu gerekçesiyle ilk derece mahkemesi hükmünün bozulmasına karar vermiştir.
Bozma kararına uyan ilk derece mahkemesi ise sanık hakkında nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan mahkûmiyet hükümleri kurmuştur. Bu kararın da istinaf incelemesinden geçmesinin ardından dosya Yargıtay’ın önüne gelmiştir.
Yargıtay Öncelikle Esas Sorunu Değil, “Bozma Yetkisini” İnceledi
Dosyada ayrıca, sanığın eylemine ilişkin olarak TCK m. 36 kapsamında gönüllü vazgeçme hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağı ve eylemin nitelikli yağmaya teşebbüs mü yoksa tehdit ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarını mı oluşturduğu konusunda uyuşmazlık bulunmaktaydı.
Ancak Ceza Genel Kurulu, bu maddi ve hukuki değerlendirmeye geçmeden önce daha temel bir sorunun çözülmesi gerektiğini belirlemiştir:
Bölge Adliye Mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını bu şekilde bozabilir mi?
Ceza Genel Kurulu, Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 27. maddesi uyarınca öncelikle bu sorunun değerlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşmıştır.
İstinaf ile Temyiz Aynı İşleve Sahip Değildir
Ceza Genel Kurulu kararında istinaf ve temyiz kanun yollarının farklı işlevlere sahip olduğu ayrıntılı şekilde açıklanmıştır.
İstinaf incelemesinde Bölge Adliye Mahkemesi, kural olarak hem maddi vakıa denetimi hem de hukuki denetim yapabilmektedir. İlk derece mahkemesi kararını bütün olarak inceleyebilmekte ve hukuka aykırılıkları tespit ettiğinde yeniden yargılama yaparak bunları giderebilmektedir.
Buna karşılık temyiz, kural olarak bir hukuki denetim mekanizmasıdır. Yargıtay’ın incelemesi, Bölge Adliye Mahkemesi kararının maddi ceza hukuku ve muhakeme hukuku kurallarının uygulanması bakımından hukuka uygun olup olmadığıyla sınırlıdır.
Bu nedenle Ceza Genel Kurulu, Bölge Adliye Mahkemesini kural olarak “ıslah mahkemesi” olarak nitelendirmiş; Bölge Adliye Mahkemesinin Yargıtay gibi hareket ederek her hukuka aykırılık hâlinde bozma kararı veremeyeceğini vurgulamıştır.
BAM’ın Bozma Yetkisi Hangi Hâllerle Sınırlı?
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 280. maddesi, Bölge Adliye Mahkemesi ceza dairelerinin hangi hâllerde bozma kararı verebileceğini düzenlemektedir.
Ceza Genel Kuruluna göre bu bozma sebepleri tahdidî, yani sınırlı sayıdadır.
Buna göre Bölge Adliye Mahkemesi;
- CMK m. 289’da belirtilen belirli hukuka kesin aykırılık hâllerinin bulunması,
- Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmemiş olması,
- Önödeme veya uzlaştırma usulünün uygulanmamış olması,
- Davanın başka bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması
gibi kanunda açıkça düzenlenen hâllerde bozma kararı verebilir.
Bunların dışındaki hukuka aykırılıkların varlığı hâlinde ise Bölge Adliye Mahkemesinin, somut olayın niteliğine göre gerekli incelemeyi yaparak hükmü kaldırması ve yeniden hüküm kurması gerekir.
Kanunsuz Bozma Kararı Temyiz Hakkını Kısıtlayabilir
Kararın uygulama bakımından en önemli noktalarından biri de temyiz hakkı ile bozma yetkisi arasındaki bağlantıdır.
CMK m. 286/1 uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararları kural olarak temyiz edilebilir.
Ancak Bölge Adliye Mahkemesi, kanunun kendisine vermediği bir yetkiyi kullanarak bozma kararı verdiğinde, söz konusu bozma kararının olağan kanun yoluyla temyiz edilmesi mümkün olmayabilmektedir.
Bu durum, ilk derece mahkemesi kararındaki hukuka aykırılığın giderilmesiyle sınırlı kalmayan bir sonuç doğurmakta; sanığın üst derece mahkemesinde inceleme yaptırma ve temyiz hakkının kısıtlanmasına neden olabilmektedir.
Anayasa Mahkemesi de Benzer Bir Değerlendirme Yaptı
Ceza Genel Kurulu, değerlendirmesinde Anayasa Mahkemesinin 09.01.2025 tarihli kararına da yer vermiştir.
Anayasa Mahkemesi, Bölge Adliye Mahkemesinin kanunda açıkça öngörülen hâller dışında bozma kararı vermesi sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna erişememesini, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkı yönünden değerlendirmiştir.
AYM, kanuni dayanağı bulunmayan bozma kararı nedeniyle kişinin temyiz kanun yoluna başvurma imkânından mahrum bırakılmasını, mahkemeye erişim hakkına yönelik kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahale olarak değerlendirmiştir.
Hukuka Aykırı BAM Bozması Hükümsüz Sayılabilir
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun kararında dikkat çeken bir diğer husus, kanuni dayanağı olmayan bozma kararının hukuki sonucudur.
Ceza Genel Kurulu;
“Bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan … bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle ‘hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları’ gerekir.”
sonucuna ulaşmıştır.
Somut olayda da Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin bozma kararı ile bu bozma kararına dayanılarak ilk derece mahkemesince verilen karar hükümsüz sayılmıştır. Dosyanın, ilk derece mahkemesinin 17.05.2018 tarihli ilk hükümleri bakımından yeniden istinaf incelemesi yapılmak üzere Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Önemli Bir Nokta: Gönüllü Vazgeçme Konusu İncelenmedi
Kararın başında nitelikli yağmaya teşebbüs ve TCK m. 36 kapsamında gönüllü vazgeçme konusu önemli bir uyuşmazlık olarak görünmekle birlikte, Ceza Genel Kurulu ulaştığı ön sorun nedeniyle bu konu hakkında esaslı bir değerlendirme yapmamıştır.
Başka bir ifadeyle, bu kararın temel içtihadı gönüllü vazgeçmenin şartlarına değil, Bölge Adliye Mahkemesinin bozma yetkisinin sınırlarına ilişkindir.
Kararın Hukuki Önemi
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun bu kararı, istinaf aşamasında “bozma” ile “hükmün kaldırılarak yeniden hüküm kurulması” arasındaki ayrımın önemini ortaya koymaktadır.
Karar doğrultusunda özellikle şu hususların değerlendirilmesi önem kazanmaktadır:
• Bölge Adliye Mahkemesinin verdiği bozma kararının CMK m. 280/1 kapsamında kanuni bir dayanağının bulunup bulunmadığı,
• Bozma yerine hükmün kaldırılarak yeniden hüküm kurulması gereken bir durumun söz konusu olup olmadığı,
• Kanuni dayanağı olmayan bir bozma kararının tarafların temyiz hakkını etkileyip etkilemediği,
• Bu bozma kararına dayanılarak ilk derece mahkemesince verilen sonraki hükmün hukuki geçerliliğinin bulunup bulunmadığı
somut olayın özelliklerine göre ayrıca değerlendirilmelidir.
Sonuç
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2024/490 E., 2025/197 K. sayılı kararı, Bölge Adliye Mahkemelerinin bozma yetkisinin sınırsız olmadığını açıkça ortaya koymaktadır.
Kanunda öngörülen bozma sebepleri bulunmaksızın verilen bir Bölge Adliye Mahkemesi bozma kararı, yalnızca usule ilişkin bir hata olarak kalmayabilir; tarafların kanun yolu güvencelerini, özellikle temyiz hakkını doğrudan etkileyebilir.
Ceza Genel Kurulu, somut olayda kanuni dayanağı bulunmayan BAM bozma kararı ile bu karara dayanılarak verilen ilk derece mahkemesi kararını hükümsüz kabul etmiş ve dosyanın ilk derece mahkemesinin önceki hükmü üzerinden yeniden istinaf incelemesi yapılması amacıyla Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.
Karar: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 30.04.2025, E. 2024/490, K. 2025/197.
Leave a Reply